AB destekli Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun 319 Bin Avro’luk “EL EMEĞİ GÖZ NURU KADININ KURTULUŞU” adlı projenin tanıtımı yapıldı.
Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü’nde düzenlenen tanıtım etkinliğine Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık ve eşi Sema Kızılcık, Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Turan, Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, proje ekibi ve davetliler katıldı.
Trabzon’un her dönem önemli bir sanat, kültür, eğitim, spor, ticaret ve turizm şehri olduğunu ifade eden Devlet Bakanı Özak, Trabzon’un bugününün iyi, geleceğinin de çok iyi olacağını söyledi. Trabzon’un Türkiye’de yaşanabilir 4. şehir olduğunu belirten Bakan Özak, bu duruma kadınların etkisinin büyük olduğunu kaydetti. Mesleki eğitimin önemine de değinen Bakan Özak,
“Mesleki eğitimle bayanlar hem üretiyorlar, hem mutlu oluyorlar, hem de elde ettikleri gelirle yavrularını okutuyorlar. Bu durum, Ulu Önder Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine çıkmamıza da katkı yapmaktır” dedi.
Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun hazırladığı “EL EMEĞİ GÖZ NURU KADININ KURTULUŞU” projesinin yöremizin el sanatlarının geliştirilmesi, çağa uyarlanması ve bunların pazarlanma imkanlarının arttırılması açısından çok önemli bir proje olduğunu kaydeden Vali Kızılcık,
“Kadınlarımızın iş hayatında, ticari hayatta, sosyal ve kültürel hayatta daha görünür ve daha aktif katma değer oluşturan bireyler halinde yaşamlarını idame ettirmeleri için çok önemli bir projenin açılışında bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum” dedi.
Kadınların sosyal, ekonomik ve ticari hayatta daha aktif yer almaları gayesiyle 4 gün önce de 100 Bin Avro’luk bir projeyi hayata geçirdiklerini belirten Vali Kızılcık,
“Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun tüm kesimlerinin Avrupa Birliği ile uyum sürecimizde bir geçiş dönemini yaşadığımız şu aşamada ülkemizde hem zihni anlamda bir değişimi, hem de iş yapma yönetimimizi, daha projeye dayalı, daha rasyonel temellere dayalı olarak gerçekleştirmekteyiz” ifadelerini kullandı.
Artık kamu kurum ve kuruluşlarına gidip, biz sizden şunu istiyoruz, şunu bize verin döneminin geride kaldığının altını çizen Vali Kızılcık, konuşmasına şöyle devam ederek;
“Artık proje çağında, proje döneminde yaşıyoruz. Dolayısıyla ne yapmak istediğimizi, nasıl yapmak istediğimizi, hangi maliyetle, hangi zaman dilimi içerisinde gerçekleştirmek istediğimizi; projelerimizi teknik danışmalar yardımıyla hazırlayıp ilgili kurumlara verdiğimizde onlar kabul görmektedir.
Böylece hem fonları veren kurum ve kuruluşlar kaynağın nereye harcandığından emin olmakta, hem de bu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları da ne yaptığını, nasıl yaptığını ve hedeflere ne ölçüde ulaşıp ulaşmadığını da değerlendirme imkânına kavuşmuş oluyor” dedi.
Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun hazırladığı ve 30 Temmuz 2010 tarihi itibari ile yaşama geçen projenin süresi 12 ay olup, amacı ise yörede kadın istihdamının arttırılması ve kadınların iş hayatına aktif katılımlarının sağlanmasıdır.
Proje kapsamında Trabzon il ve ilçelerinde bakım sorumlulukları nedeniyle işsiz kalmış ya da tarım sektöründe çalışan 15–50 yaş arası 165 kadına bölgesel özellikli, yöresel el sanatları ve girişimcilik eğitimleri verilecek, başarılı olan kursiyerlerin rol alacağı bir üretim ve ürünlerin satılacağı bir merkez modeli oluşturulacaktır. (V.B.)
25 Eylül 2010 Cumartesi
87 İstiklal Şehidi Dualarla Anıldı

Trabzon’un Araklı İlçesi Yeşilyurt Belediyesi bu yıl birincisini düzenlediği İstiklal şehitlerini anma töreni istiklal şehitliği mevkiinde yapıldı.
Bu yıl yapılan törenlere Araklı Kaymakamı Avni Kula, Araklı Belediye Başkanı Recep Çebi, Araklı Milli Eğitim Müdürü Ahmet Güzeldal, Trabzon İl Müftüsü Veysel Çakı, Araklı Müftüsü İlyas Öztel, Araklı Çankaya Belediye Başkanı Burhan Akyıldız, Araklı Erenler Belediye Başkanı Ömer Bektaş, Yomra Oymalıtepe Belediye Başkanı Metin Şahin, Sürmene Oylum Belediye Başkanı Erdal Akduman, Araklı Askerlik Şubesi, Araklı Jandarma Komutanı komşu ilçelerden gelen davetliler katıldılar.
1916 yılında Birinci dünya harbinde Osmanlı Rus savaşları doğu Karadeniz’de hızlandı. Rus askerleri Yeşilyurt ve Yılantaş çevrelerinde hızla artmaya başladı. Kısıtlı imkanlarla direnmeye çalışan askerlere yardım için Çanakkele’den gelen 87 vatan evladı burada şehit düştü.
Rus Ordusunun Komutanı olan kadın, Türk askerleri tarafından atının üzerinde vurularak öldürüldü. Çanakkale’den aylarca yürüyerek Trabzon’a savaşmaya gelen Jandarma Taburunun askerleri 1 Subay; 2 astsubay ve 84 erin anısına Milli Savunma Bakanlığı tarafından istiklal tepesinde anıt yapıldı. Artık her yıl burada tören yapılacak. Yeşilyurt beldesindeki törende konuşan Belediye Başkanı Hüseyin Kalaycı duygularını aktarırken şöyle dedi:
“Kıymetli misafirler biz bugün burada, bir daha dönmemek üzere gidenleri, tarihin yazdığı en gerçek, en şerefli kahramanları yad etmek için, beldemiz şehitlerini ve onların şahsında bütün şehitlerimizi anmak üzere toplanmış bulunuyoruz.
1916 yılında bu toprakları bizlere vatan olarak bırakabilmek için henüz ömrünün baharında olan 87 vatan evladının Çanakkale’den gelerek, Belde halkı ile beraber verdikleri varoluş mücadelesine yazılan kahramanlık destanını anlamak, anlatmak üzere buradayız.
Eğer amaç vatan savunması ise, eğer amaç hürriyet davası ise, bir ölüm kalım mücadelesi ise buna savaş diyemeyiz. Ve Bunu anlatmak boynumuzun borcudur. Çünkü vatan dediğimiz bu toprak, diyeti ağır ödenmiş bir topraktır.
Yokluğun varlığı, maneviyatın maddiyatı yendiği, şan, şeref ve zaferle dolu tarihimizi unutmamalıyız ve unutturmamalıyız. Geçmişte çekilen çileleri bilerek, tarihimize, vatanımıza ve bayrağımıza sahip çıkmalıyız.”
(TAKA GAZETESİ)
24 Eylül 2010 Cuma
Hacısalihoğlu yılın iş adamı
Milli Prodüktivite Merkezi'nden Hacısalihoğlu'na gelen yazıda, merkez yönetim kurulunun 1988 yılından bu yana düzenli olarak ''yılın iş kadınlarını ve iş adamlarını'' belirlediği ifade edildi.
Bu belirlemede, iş kadınlarının ve iş adamlarının gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalar, verimliliğe katkıları ve Milli Prodüktivite Merkezi ile yaptıkları işbirliğinin esas alındığının vurgulandığı yazıda, ''2009 Yılının İş Adamı'' olarak Hacısalihoğlu'nun da seçildiği belirtildi.
Yazıda, ödül töreninin 2-5 Kasım tarihleri arasında Antalya'da yapılacak ''16. Dünya Verimlilik Kongresi'' kapsamında düzenleneceği kaydedildi.
Hacısalihoğlu; konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Trabzon adına gururlandığını belirterek, ''Ödülü Trabzon iş dünyası adına alacağım. Onur verici bir ödül'' görüşünü bildirdi.
Sayın Hacısalihoğlu’nu ve ekibini tebrik eder, başarılar dileriz.
(www.haber61.net - 23 Eylül 2010)
23 Eylül 2010 Perşembe
CERN'de müthiş gelişme
Yüzyılın en büyük deneyi olarak kabul edilen ve kozmosun sırlarını çözmek için yürütülen Büyük Patlama deneyinde yeni bulgular ortaya çıktı.
Bilim adamları, kainatın oluşumu konusundaki araştırmalarında yeni bir fenomen keşfettiklerini düşünüyorlar.
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (BHÇ) adlı dev atom çarpıştırıcısında Büyük Patlama ortamını oluşturmaya çalışan Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nin (CERN) internet sitesinde yapılan açıklamada, BHÇ'nin yaklaşık 6 ay süreyle çalıştırılmasından sonra, deneylerin potansiyel olarak yeni ve enteresan fenomenlerin işaretlerini vermeye başladığı belirtildi.
Açıklamada, özellikle bazı parçacıkların, şimdiye kadarki proton çarpışmalarında gözlenmedik bir biçimde, sıkı sıkıya birbirlerine bağlı olduklarının ortaya çıktığı kaydedildi.
Fizikçi Guido Tonelli, parçacıkların 27 kilometrelik oval tünelde hızlandırılarak, bugüne kadarki rekor düzeyde, 7 TeV enerjiyle ışık hızına yakın bir hızla çarpıştırıldığı deneyin ilk sonuçlarını açıkladığı sunumunda,
"Temmuz ortasındaki analizlerimizde yeni bir fenomen ortaya çıktı" dedi.
Bu sonuçların henüz teyit edilmediğini, ancak araştırma ekibinin keşfedilen bağlantının varolmadığını gösterecek karşı bir gözlemde bulunamadıklarını söyleyen Tonelli, "Şimdi ne olup bittiğini tam anlamıyla analiz etmek ve BHÇ'nin keşfetmemizi sağlamasını umduğumuz yeni bir dünya olan yeni fizikte ilk adımlarımızı atmak için daha fazla veriye ihtiyacımız var" diye konuştu.
CERN araştırmacıları bu gözlemleri yorumlayabilmek için biraz daha zamana gereksinimleri olduğunu kabul ederlerken, yeni bulguların, çarpışmalarda yoğun ve sıcak madde oluşumuyla bağlantılı olabileceği şeklinde yorumlanan ABD'nin Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'ndaki çekirdek çarpışmalarında gözlemlenen fenomenlerle benzerlikler taşıdığına da işaret ettiler.
Deneyin daha sonra 14 TeV enerjiyle yapılması öngörülüyor, ancak bunun tarihi henüz belli değil. Bilim adamları, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama deneyinde, evrenin doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor.
Bir mikro saniye sürecek çarpışmada, temel element parçacıkları, atom çekirdeklerini oluşturmak için birleşmeye başlamadan önce meydana gelen Büyük Patlama anındaki koşullar oluşturulmak isteniyor. Deney sırasında tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton hüzmesi veriliyor.
Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışmasının ardından bilim adamları, özellikle teorik fizikteki kütle mantığının temelini oluşturan veya kara maddenin neden yapıldığını anlamaya yarayacak Higgs parçacığı (Tanrı parçacığı) diye adlandırılan parçacıkların varlığının kanıtlarını görmeyi umuyor.
AA
(Timeturk - Salı 21.09.2010 - 23:40)
Bilim adamları, kainatın oluşumu konusundaki araştırmalarında yeni bir fenomen keşfettiklerini düşünüyorlar.
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (BHÇ) adlı dev atom çarpıştırıcısında Büyük Patlama ortamını oluşturmaya çalışan Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nin (CERN) internet sitesinde yapılan açıklamada, BHÇ'nin yaklaşık 6 ay süreyle çalıştırılmasından sonra, deneylerin potansiyel olarak yeni ve enteresan fenomenlerin işaretlerini vermeye başladığı belirtildi.
Açıklamada, özellikle bazı parçacıkların, şimdiye kadarki proton çarpışmalarında gözlenmedik bir biçimde, sıkı sıkıya birbirlerine bağlı olduklarının ortaya çıktığı kaydedildi.
Fizikçi Guido Tonelli, parçacıkların 27 kilometrelik oval tünelde hızlandırılarak, bugüne kadarki rekor düzeyde, 7 TeV enerjiyle ışık hızına yakın bir hızla çarpıştırıldığı deneyin ilk sonuçlarını açıkladığı sunumunda,
"Temmuz ortasındaki analizlerimizde yeni bir fenomen ortaya çıktı" dedi.
Bu sonuçların henüz teyit edilmediğini, ancak araştırma ekibinin keşfedilen bağlantının varolmadığını gösterecek karşı bir gözlemde bulunamadıklarını söyleyen Tonelli, "Şimdi ne olup bittiğini tam anlamıyla analiz etmek ve BHÇ'nin keşfetmemizi sağlamasını umduğumuz yeni bir dünya olan yeni fizikte ilk adımlarımızı atmak için daha fazla veriye ihtiyacımız var" diye konuştu.
CERN araştırmacıları bu gözlemleri yorumlayabilmek için biraz daha zamana gereksinimleri olduğunu kabul ederlerken, yeni bulguların, çarpışmalarda yoğun ve sıcak madde oluşumuyla bağlantılı olabileceği şeklinde yorumlanan ABD'nin Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'ndaki çekirdek çarpışmalarında gözlemlenen fenomenlerle benzerlikler taşıdığına da işaret ettiler.
Deneyin daha sonra 14 TeV enerjiyle yapılması öngörülüyor, ancak bunun tarihi henüz belli değil. Bilim adamları, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama deneyinde, evrenin doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor.
Bir mikro saniye sürecek çarpışmada, temel element parçacıkları, atom çekirdeklerini oluşturmak için birleşmeye başlamadan önce meydana gelen Büyük Patlama anındaki koşullar oluşturulmak isteniyor. Deney sırasında tünel boyunca ayrı yönlerde iki proton hüzmesi veriliyor.
Işın demetleri ayrı istikametlerde, ışık hızına yakın bir süratle halka şeklindeki tünelde yol alıyor. Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışmasının ardından bilim adamları, özellikle teorik fizikteki kütle mantığının temelini oluşturan veya kara maddenin neden yapıldığını anlamaya yarayacak Higgs parçacığı (Tanrı parçacığı) diye adlandırılan parçacıkların varlığının kanıtlarını görmeyi umuyor.
AA
(Timeturk - Salı 21.09.2010 - 23:40)
ABD ve dostları nükleer savaşa hazırlanıyor
Tarihimizde bir dönüm noktasına erişmiş bulunuyoruz. ABD ve onun ortakları, çok ağır sonuçları olacak bir nükleer savaşa hazırlanıyorlar.
Michel Chossudovsky*/TIMETURK
Soğuk Savaş dönemi boyunca “mutual assured destruction” (MAD- iki nükleer gücün, bir "nükleer atışma" alevlendiği takdirde, herhangi bir tarafın aynı güçte cevap verebilme kapasitesinden dolayı saldıranın da külliyen yıkıma uğrayacağını, dolayısıyla böyle bir savaşın kazananı olmayacağını ve bunun iki süper nükleer gücü de bu devasa imha kudretini kullanmaktan alıkoyduğunu ifade eder.) kavramı ortaya kondu. Bir nükleer savaşın sonuçlarının büyük ölçüde anlaşılması ABD ve Sovyetler Birliği arasında meydana gelebilecek bir nükleer savaşı da engelledi.
Bugün, Soğuk Savaş sonrası dönemde böyle bir anlayış mevcut değil.
Dünyayı yarım yüzyıl boyunca meşgul eden bir nükleer soykırım (holocaust) hortlağı, şimdi “ikincil dereceden olan zararlar” kümesine gönderlmiş durumda.
Kelimenin tam manasıyla bu askeri macera insanlığın geleceğini tehdit ediyor.
Günümüz savaşlarından Irak ve Afganistan’daki can kayıpları ve yıkımları kavramsallaştırılmaya çalışılırken, “yeni teknolojilerin” ve gelişmiş silah sistemlerinin kullanılacağı bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hesap etmek yada kestirebilmek bu savaş yaşanmadan önce mümkün değil.
Amerikan sponsorluğunda yapılan savaş serisi, tarihimizde “post-savaş dönemi” diye işaret edilen bir dönemi karakterize eder. ABD tarafından yönetilen savaş Afganistan’da değişik şekillerde otuz bir yıldır devam ediyor. Irak yedi yıldan daha fazla bir zamandır ABD ve onun ortakları tarafından gerçekleştirilen bir askeri işgal altında.
Bizler bir tarihi yaşıyoruz ama aynı zamanda gözlerimizin önünde meydana gelen ve geleceğimizi şekillendiren olayları anlamaktan aciziz.
İran’la alakalı olarak devam etmekte olan savaş hazırlıkları kamuoyunun gözünden saklı tutuluyor.
Medya da bu kamuflaj işine dahil olmuş durumda. Bir nükleer savaşın çok kötü ve yıkıcı etkileri önemsizleştirilmekte ve zikredilmemektedir. Bu arada kamuoyunun gözü neyin “sahte kriz” olarak tanımlanabileceğine kilitlenmiş durumda.
Bir Üçüncü Dünya Savaşı artık farazi bir senaryo değil. Bush bunun ipuçlarını verdi; eğer İran ABD’nin taleplerini karşılamazsa, biz “gönülsüz” bir şekilde Üçüncü Dünya Savaşı durumuna gelmeye zorlanabiliriz diyerek:
“İsrail’i yıkmak istediğini ilan eden bir lidere sahip İran. Ve ben insanlara şunu söyledim; eğer bir Üçüncü Dünya Savaşını önlemekle ilgileniyorsanız, öyle gözüküyor ki; onları bir nükleer silah yapmak için gerekli olan bilgiden uzak tutmakla da ilgilenmeniz gerekiyor….” (George W. Bush, 17 October 2007)
Grin ve Laugh: “İşte size Bush’un “Üçüncü Dünya Savaşı” derken anladığı şey.”(Huffington Post, 17 October 2007)
Tamamen sakat bir mantıkla Üçüncü Dünya Savaşı, Dünya Barışına hizmet eden bir anlamda sunuluyor.
İran, “uluslar arası toplumun” “makul taleplerine” uymayı reddetmekle suçlanıyor.
Realiteler muammalaşmış ve tersyüz olmuş vaziyette. İran bir III. Dünya Savaşı’nı istemekle suçlanıyor. ABD ordusu doktrininde adet olduğu üzere, savaş kurbanları genelde mütecaviz kişiler olarak sunulmaktadır.
Üçüncü Dünya Savaşı, insanlık için iyi bir şey ve küresel güvenliğe bir katkı olarak destekleniyor. Çok ironik bir şekilde, nükleer silah kullanmaya karar veren bu kişiler kendi yaptıkları propagandaya inanmaktadır. Başkan ve Kumandan Obama da kendi yalanlarına inanmaktadır.
Ne savaş nede ekonomik buhran, tarihte benzeri görülmemiş birer kriz olarak anlaşıldı. İronik bir şekilde, bir nükleer savaşın insanlık için ihtiva ettiği tehlike ne bir korku nede kamuoyu endişesi meydana getiriyor.
Bunun yerine hükümetler, istihbarat servisleri ve Washington düşünce kuruluşları tarafından sahte “krizler” üretilmektedir: Küresel ısınma, Dünya grip salgını, “İslamcı teröristler” tarafından gerçekleştirilecek nükleer saldırı vb.
Bu “sahte krizlerin” amacı, gerçek krizlerin anlaşılmasında kafa karışıklığı ortaya çıkarmak, toplumda korku ve güvensizlik duygusu meydana getirmek:
“Mevcut politikaların tüm amacı toplumu alarm vaziyetinde tutmaktır… sonu gelmeyen ve tamamiyle hayal mahsulü olan gulyabani hikayeleriyle tehdit ederek… insanlığı kurtarma çağrısı, insanlığa hükmetme çağrısının sahte bir yüzle saklanmış halidir.” (H. L. Mencken)
Bir nükleer savaş tehlikesi zar zor tanınırken, bu “sahte krizler” daima ön sayfalarda haber olmaktadır:
1- Amerika’ya karşı bir El-Kaide atağı
2- Küresel Toplumun Sağlığı. Küresel bir Grip Salgını.
3- Küresel Isınma tehlikesi.
4- Amerikan Sorgulamaları
Michel Chossudovsky*: Kanadalı bit ekonomi profesörüdür ve Ottawa Üniversitesinde hocalık yapmaktadır.
Bu makale Turgut Alp Boyraz tarafından Timeturk.com için tercüme edilmiştir.
(Timeturk - Salı 21.09.2010 - 04:03)
Michel Chossudovsky*/TIMETURK
Soğuk Savaş dönemi boyunca “mutual assured destruction” (MAD- iki nükleer gücün, bir "nükleer atışma" alevlendiği takdirde, herhangi bir tarafın aynı güçte cevap verebilme kapasitesinden dolayı saldıranın da külliyen yıkıma uğrayacağını, dolayısıyla böyle bir savaşın kazananı olmayacağını ve bunun iki süper nükleer gücü de bu devasa imha kudretini kullanmaktan alıkoyduğunu ifade eder.) kavramı ortaya kondu. Bir nükleer savaşın sonuçlarının büyük ölçüde anlaşılması ABD ve Sovyetler Birliği arasında meydana gelebilecek bir nükleer savaşı da engelledi.
Bugün, Soğuk Savaş sonrası dönemde böyle bir anlayış mevcut değil.
Dünyayı yarım yüzyıl boyunca meşgul eden bir nükleer soykırım (holocaust) hortlağı, şimdi “ikincil dereceden olan zararlar” kümesine gönderlmiş durumda.
Kelimenin tam manasıyla bu askeri macera insanlığın geleceğini tehdit ediyor.
Günümüz savaşlarından Irak ve Afganistan’daki can kayıpları ve yıkımları kavramsallaştırılmaya çalışılırken, “yeni teknolojilerin” ve gelişmiş silah sistemlerinin kullanılacağı bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hesap etmek yada kestirebilmek bu savaş yaşanmadan önce mümkün değil.
Amerikan sponsorluğunda yapılan savaş serisi, tarihimizde “post-savaş dönemi” diye işaret edilen bir dönemi karakterize eder. ABD tarafından yönetilen savaş Afganistan’da değişik şekillerde otuz bir yıldır devam ediyor. Irak yedi yıldan daha fazla bir zamandır ABD ve onun ortakları tarafından gerçekleştirilen bir askeri işgal altında.
Bizler bir tarihi yaşıyoruz ama aynı zamanda gözlerimizin önünde meydana gelen ve geleceğimizi şekillendiren olayları anlamaktan aciziz.
İran’la alakalı olarak devam etmekte olan savaş hazırlıkları kamuoyunun gözünden saklı tutuluyor.
Medya da bu kamuflaj işine dahil olmuş durumda. Bir nükleer savaşın çok kötü ve yıkıcı etkileri önemsizleştirilmekte ve zikredilmemektedir. Bu arada kamuoyunun gözü neyin “sahte kriz” olarak tanımlanabileceğine kilitlenmiş durumda.
Bir Üçüncü Dünya Savaşı artık farazi bir senaryo değil. Bush bunun ipuçlarını verdi; eğer İran ABD’nin taleplerini karşılamazsa, biz “gönülsüz” bir şekilde Üçüncü Dünya Savaşı durumuna gelmeye zorlanabiliriz diyerek:
“İsrail’i yıkmak istediğini ilan eden bir lidere sahip İran. Ve ben insanlara şunu söyledim; eğer bir Üçüncü Dünya Savaşını önlemekle ilgileniyorsanız, öyle gözüküyor ki; onları bir nükleer silah yapmak için gerekli olan bilgiden uzak tutmakla da ilgilenmeniz gerekiyor….” (George W. Bush, 17 October 2007)
Grin ve Laugh: “İşte size Bush’un “Üçüncü Dünya Savaşı” derken anladığı şey.”(Huffington Post, 17 October 2007)
Tamamen sakat bir mantıkla Üçüncü Dünya Savaşı, Dünya Barışına hizmet eden bir anlamda sunuluyor.
İran, “uluslar arası toplumun” “makul taleplerine” uymayı reddetmekle suçlanıyor.
Realiteler muammalaşmış ve tersyüz olmuş vaziyette. İran bir III. Dünya Savaşı’nı istemekle suçlanıyor. ABD ordusu doktrininde adet olduğu üzere, savaş kurbanları genelde mütecaviz kişiler olarak sunulmaktadır.
Üçüncü Dünya Savaşı, insanlık için iyi bir şey ve küresel güvenliğe bir katkı olarak destekleniyor. Çok ironik bir şekilde, nükleer silah kullanmaya karar veren bu kişiler kendi yaptıkları propagandaya inanmaktadır. Başkan ve Kumandan Obama da kendi yalanlarına inanmaktadır.
Ne savaş nede ekonomik buhran, tarihte benzeri görülmemiş birer kriz olarak anlaşıldı. İronik bir şekilde, bir nükleer savaşın insanlık için ihtiva ettiği tehlike ne bir korku nede kamuoyu endişesi meydana getiriyor.
Bunun yerine hükümetler, istihbarat servisleri ve Washington düşünce kuruluşları tarafından sahte “krizler” üretilmektedir: Küresel ısınma, Dünya grip salgını, “İslamcı teröristler” tarafından gerçekleştirilecek nükleer saldırı vb.
Bu “sahte krizlerin” amacı, gerçek krizlerin anlaşılmasında kafa karışıklığı ortaya çıkarmak, toplumda korku ve güvensizlik duygusu meydana getirmek:
“Mevcut politikaların tüm amacı toplumu alarm vaziyetinde tutmaktır… sonu gelmeyen ve tamamiyle hayal mahsulü olan gulyabani hikayeleriyle tehdit ederek… insanlığı kurtarma çağrısı, insanlığa hükmetme çağrısının sahte bir yüzle saklanmış halidir.” (H. L. Mencken)
Bir nükleer savaş tehlikesi zar zor tanınırken, bu “sahte krizler” daima ön sayfalarda haber olmaktadır:
1- Amerika’ya karşı bir El-Kaide atağı
2- Küresel Toplumun Sağlığı. Küresel bir Grip Salgını.
3- Küresel Isınma tehlikesi.
4- Amerikan Sorgulamaları
Michel Chossudovsky*: Kanadalı bit ekonomi profesörüdür ve Ottawa Üniversitesinde hocalık yapmaktadır.
Bu makale Turgut Alp Boyraz tarafından Timeturk.com için tercüme edilmiştir.
TRABZON VALİLİĞİ(BASIN BÜROSU) ’NDEN AÇIKLAMA
Bazı basın yayın organlarında yer alan Trabzon İli, Merkez Akyazı Beldesi İlköğretim Okulu ile ilgili haberler üzerine Trabzon Valiliği’nden aşağıdaki açıklama yapılmıştır.
2-Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan zemin etüt raporunda özetle;
“Alanda yer alan okul binası halen kullanılmaktadır fakat mevcut riskler söz konusu olduğu için binanın ivedi şekilde boşaltılması, sahada kaymayı yavaşlatacak ve olumsuz etkilerini en aza düşürecek önlemler alınmalıdır” denilmektedir.
3-İl Milli Eğitim Müdürlüğüne intikal eden bu rapor doğrultusunda hangi önlemlerin alınması gerektiği hususunda Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünden bilgi istenilmiştir.
4-Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü, Merkez Akyazı İlköğretim Okulu bahçesine yaptırılan zemin etüdü sonucunda hazırlanan raporda yapılması gereken deneylerin ve analizlerin eksik olduğu, eldeki verilerle sağlıklı bir sonuca varılamayacağından daha detaylı bir çalışma yapılması gerektiği, bunun için okul temellerini içine alacak şekilde detaylı sondajlar yapılarak şev stabilite analizi, oturma analizi, varsa kayma yüzeyinin tespiti ile S.P.T. ve presiyometre deneylerinin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
5-Bu çalışma başlatılmış olup, ne tür önlemler alınacağı ve okulda eğitim-öğretimin devam edip edemeyeceği hususu netleşene kadar Akyazı İlköğretim Okulu öğrencileri Bedri Rahmi Eyüpoğlu İlköğretim Okulunda öğleden sonra eğitime devam edeceklerdir. Bedri Rahmi Eyüpoğlu İlköğretim Okulu öğrencileri ise sabahçı olarak eğitimlerine devam etmektedirler.
Taşıma ihaleleri yapılmıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TRABZON VALİLİĞİ
BASIN BÜROSU
21 Eylül 2010 Salı
YENİ HASTANEYE “HAÇKALI HOCA BABA HASTANESİ” İSMİ VERİLDİ
200 Yataklı Yeni Akçaabat Devlet Hastanesine Trabzon'un ve Türkiye'nin en çok sevilen İslam alimlerinden Olan Haçkalı Hoca Baba(Mustafa TARHAN)'ın ismi verildi.
Akçaabat Yaylacık Mahallesi, Karayolları eski 105. Şube Şefliği arazisi üzerine yapılan ve inşaatı bitirilmek üzere olan ve en kısa zamanda hizmete açılması beklenen 200 Yataklı Yeni Akçaabat Devlet Hastanesi'ne Trabzon'un en sevilen İslam alimlerinden Haçkalı Hoca Baba(Mustafa TARHAN)'ın isminin verildiği öğrenildi.
İnşaatı bitmek üzere olan Yeni Akçaabat Devlet Hastanesine Trabzon'un en çok sevilen İslam alimlerinden ve Erenlerden Haçkalı Hoca Baba(Mustafa TARHAN)'ın isminin verilerek AKÇAABAT HAÇKALI HOCA BABA DEVLET HASTANESİ olarak anılacak olması Akçaabat ve Trabzon kamuoyunun büyük ekseriyeti tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.
Alınan bilgiye göre, AKÇAABAT HAÇKALI HOCA BABA DEVLET HASTANESİ Kurucu Başhekim olarak, bir Üroloji Uzmanı doktorun atandığı ve kısa süre içerisinde göreve başlayacağı öğrenildi.
Ayrıca, Trabzon halkı tarafından Akçaabat Haçkalı Hoca Baba Devlet Hastanesinde bir bölümün Trabzon Ahi Evren Kalp Damar Cerrahi Hastanesine bağlı bir acil müdahale ünitesinin kurulması istenmektedir.
Ulaşım kolaylığı nedeniyle kriz geçiren kalp hastalarına burada acil müdahale ile birçok hayatın kurtulacağına inanılmaktadır. Bu önerinin yetkililer tarafından dikkate alınması beklenmektedir.
HABER : Mustafa TÜRKYILMAZ
İnşaatı bitmek üzere olan Yeni Akçaabat Devlet Hastanesine Trabzon'un en çok sevilen İslam alimlerinden ve Erenlerden Haçkalı Hoca Baba(Mustafa TARHAN)'ın isminin verilerek AKÇAABAT HAÇKALI HOCA BABA DEVLET HASTANESİ olarak anılacak olması Akçaabat ve Trabzon kamuoyunun büyük ekseriyeti tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.
Alınan bilgiye göre, AKÇAABAT HAÇKALI HOCA BABA DEVLET HASTANESİ Kurucu Başhekim olarak, bir Üroloji Uzmanı doktorun atandığı ve kısa süre içerisinde göreve başlayacağı öğrenildi.
Ayrıca, Trabzon halkı tarafından Akçaabat Haçkalı Hoca Baba Devlet Hastanesinde bir bölümün Trabzon Ahi Evren Kalp Damar Cerrahi Hastanesine bağlı bir acil müdahale ünitesinin kurulması istenmektedir.
Ulaşım kolaylığı nedeniyle kriz geçiren kalp hastalarına burada acil müdahale ile birçok hayatın kurtulacağına inanılmaktadır. Bu önerinin yetkililer tarafından dikkate alınması beklenmektedir.
HABER : Mustafa TÜRKYILMAZ
Slovakya Büyükleçisi Jacabcin Vali Kızılcık’ı Ziyaret Etti
Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık, Slovakya Cumhuriyeti Büyükelçisi Vladimir Jacabcin ile Slovakya Trabzon Fahri Konsolosu Suat Gürkök’ü makamında kabul etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Kızılcık, Trabzon’da fahri konsolosluk açılmasının iki ülke arasından var olan dostane ilişkilerin daha da ileriye taşınmasına katkı sağlayacağına inandığını söyledi.
Slovakya ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha da geliştirmek ve güçlendirmek için Trabzon’da fahri konsolosluk açtıklarını ifade eden Büyükelçi Jacabcinise,
“Bugünün özelliği bu akşam Trabzon’da fahri konsolosluk açacağız. Bu anlamda iki ülke arasında ki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağız” dedi.
Trabzon’u ilk gördüğünde kendisine Slovakya’yı hatırlattığını kaydeden Büyükelçi Jacabcin,
“Bu kadar güzel bir yerde fahri konsolosluğumuzun olması iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmede çok önemli bir unsur olacaktır.
Fahri konsolosluğumuz; politik ilişkilerin dışında kalan eğitim, sosyal ve tabii ki ticari ilişkilerin geliştirilmesinde faaliyet gösterecek.
Belediye ile görüşüp Slovakya’dan bir şehrin Trabzon şehri ile kardeş şehir olmasını araştıracağız.
Her ne kadar iki ülke arasındaki ilişkiler mükemmel olarak gitse de fahri konsolosluğumuz; bu tür ilişkiler ile özellikle eğitim alanında öğrenci değişim programları gerçekleştirip, iki ülke öğrencilerinin birbirini daha iyi tanımalarında ve kültürel etkinliklerin gerçekleştirilmesinde son derece etkili olacaktır” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Vali Kızılcık ve Büyükelçi Jacabcin bir birlerine çeşitli hediyeler sundular. (V.B.)
“Bugünün özelliği bu akşam Trabzon’da fahri konsolosluk açacağız. Bu anlamda iki ülke arasında ki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağız” dedi.
Trabzon’u ilk gördüğünde kendisine Slovakya’yı hatırlattığını kaydeden Büyükelçi Jacabcin,
“Bu kadar güzel bir yerde fahri konsolosluğumuzun olması iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmede çok önemli bir unsur olacaktır.
Fahri konsolosluğumuz; politik ilişkilerin dışında kalan eğitim, sosyal ve tabii ki ticari ilişkilerin geliştirilmesinde faaliyet gösterecek.
Belediye ile görüşüp Slovakya’dan bir şehrin Trabzon şehri ile kardeş şehir olmasını araştıracağız.
Her ne kadar iki ülke arasındaki ilişkiler mükemmel olarak gitse de fahri konsolosluğumuz; bu tür ilişkiler ile özellikle eğitim alanında öğrenci değişim programları gerçekleştirip, iki ülke öğrencilerinin birbirini daha iyi tanımalarında ve kültürel etkinliklerin gerçekleştirilmesinde son derece etkili olacaktır” şeklinde konuştu.
Nusret Hacısalihoğlu, Ebedi Yolculuğuna Uğurlandı
Trabzonspor eski yöneticisi ve Akçaabatlılar yardımlaşma ve dayanışma Vakfı eski Genel Başkanı Nusret Hacısalihoğlu(64), dualar ve gözyaşları arasında ebediyete uğurlandı.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu’nun helalliği Mehmet Polat hoca tarafından alındı. Cenaze namazını Osman Altun hoca tarafından kıldırıldı. Duası ise Trabzon İl Müftü Yardımcısı Abdurrahman Küçük tarafından yapıldı.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu Söğütlü Ulucami’den omuzlar üzerinde Devlet Karayolu üzerindeki Çinili Caminin yanındaki aile mezarlığına getirildi. Seçkin hocalara tarafından Yasin-i Şerif ve sürelerden oluşan Kur’an-ı kerim okundu. Buradaki duayı ise Dörtyol belediye başkanı Cevat Birinci yaptı.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu’nun cenaze törenine; Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali, Kızılay Genel Başkan Yardımcısı Nihat Adıgüzel, K.T.Ü Rektörü İbrahim Özen, Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Ergin Aydın, Trabzon Sanayi ve Ticaret Odası(TTSO) Başkanı Suat Hacısalihoğlu, Akçaabat Belediye Başkanı Şefik Türkmen, Trabzonspor yöneticisi Hasan Yener, TS eski Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu, TS Yönetim Kurulu Üyeleri: Mehmet Tunç, Coşkun Çebi, Özer Bayraktar ve bazı yöneticiler, Trabzonspor eski Başkanı Ahmet Celal Ataman, Trabzon CHP İl Başkanı Volkan Canalioğlu, Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç, Dörtyol Belediye Başkanı Cevat Birinci, Doğanköy Belediye Başkanı Kazım Atmaca, Aykut Belediye başkanı Muhammet Topal, Akçaabat CHP İlçe Başkanı Mustafa Nadir, bazı belde belediye başkanları, iş adamı Tayfun sezeroğlu, Akçaabat eski Belediye Başkanı Emin Hacımusaoğlu, spor ve iş dünyasından tanınmış birçok isminin yanı sıra Hacısalihoğlu ailesinden, eş, dost ve yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Merhum Hacısahoğlu’nun yakınlarından alınan bilgiye göre; Dün(19.09.2010 Pazar) Hacısalihoğlu, dün göğsünde daralma ve nefes darlığı nedeniyle kendi isteği ile KTÜ Tıp fakültesi Farabi Hastanesi Acil Servisine müracaat etmiş. Daha önce kap rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Hacısalihoğlu’na burada muayene yapılmış. Ancak kalp yetmezliği rahatsızlığı olan Hacısalihoğlu’na burada yapılan muayene sırasında kalp krizi geçirdiğinden yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat ediyor.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu, Trabzon’un Tanınmış şahsiyetlerinden Harakalı Mustafa Ağa’nın torunu ve Ragıp Hacısalihoğlu’nun oğlu olup 1946 doğumlu, yani 64 yaşında idi.
2001-2004 yılları arasında DP(Demokrat Parti) eski Genel Başkanlığı yapan İsmet Hacısalihoğlu ile Süleyman Soylu'nun Genel Başkanlığı döneminde DP GİK üyeliği ve İstanbul il eski Başkanlığı yapan Erkan Hacısalihoğlu’nun ağabeyidir.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu, 1997-98 yıllarında TS Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz’ın yönetiminde Trabzonspor’da yöneticilik ve Akçaabatlılar Yardımlaşma ve dayanışma Vakfı’nın Genel Başkanlığı yapmıştı. Merhum Hacısalihoğlu 4 erkek çocuk babasıydı.
Merhum Nusret Hacısalihoğlu'na Allah'tan rahmet, kederli ailesine, eş, dost, akraba ve sevenlerine sabırlar dileriz.
HABER ve FOTOĞRAFLAR: Muhammet YAVRUOĞLU
CENAZEDEN FOTOĞRAFLAR:
20 Eylül 2010 Pazartesi
2010–11 Eğitim-Öğretim Yılı Başladı
2010–2011 Eğitim-Öğretim yılının açılışı dolayısıyla Trabzon’da program düzenlendi.
İskenderpaşa İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilen programa Trabzon Vali Vekili Aziz Mercan, Trabzon Belediye Başkan Vekili Ergin Aydın, Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, veliler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Umut ve beklentilerle dolu yeni bir eğitim ve öğretim dönemine başlamanın heyecanı ve mutluluğu içerisinde olduklarını ifade eden Vali Vekili Mercan,
“Milli Eğitim Teşkilatımız, Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar, Türk Milletinin bütün fertlerini; Atatürk ilke ve devrimlerine, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin, milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını ve milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen yurttaşlar olarak yetiştirme görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bundan sonra da değerli öğretmen ve idareci arkadaşlarımın bu kutsal görevi aynı şekilde yerine getireceğinden şüphe duymamaktayız” dedi.
“Ezberci eğitimden, eğitimi sadece okulla, sınıfla ve bahçeyle sınırlayan anlayıştan vazgeçmeliyiz” diyen Vali Vekili Mercan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünyamız sürekli değişmekte ve teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. İnsanların yetenekleri günden güne artmaktadır. Bu niteliklere uygun insanlar yetiştirmek siz geleceğimizin teminatı gençleri yetiştirecek olan eğitimcilere düşen en önemli görevdir. Öncelikle düşünebilen, tahlil edebilen, etkin ve üretken olabilen, kendini geliştiren öğrenciler ve nesiller yetiştirebilmeliyiz. Cumhuriyetimizin ve Türk Milletinin göstereceği ilerleme, gelişme ve kalkınma sizlerin başarısına bağlıdır.”
Geleceğimizin teminatı gençlere seslenen Vali Vekili Mercan,
“Başöğretmen Ulu Önder Atatürk “Ey yükselen yeni nesil, İstikbal sizsiniz” diyerek sizlere olan güvenini ve sizlere düşen sorumluluğu belirtmiştir. Hem kendiniz hem de toplumsal sorumluluklarınız açısından şimdiden çok çalışmalısınız” şeklinde konuştu.
“Eğitim ve öğretim sadece okulla sınırlı bir olay değildir” diyerek velilere de seslenen Vali Vekili Mercan, “Çocuğunuzun gelişimini muhakkak yakından takip ediniz ve öğretmeni ile sık sık görüşünüz. Çocuğunuzun okul dışı çevresine karşı da son derece dikkatli olmalınsınız. Unutmayın ki; çocuğunuzun başarısı sizin ve öğretmenlerimizin ortak çalışması ile mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından sınıfları gezen Vali Vekili Mercan, okula yeni başlayan öğrencilere kitap ve çeşitli hediyeler dağıttı.
Tören daha sonra öğrencilerin okuduğu şiirler ve yapılan folklor gösterilerinin ardından sona erdi.
Umut ve beklentilerle dolu yeni bir eğitim ve öğretim dönemine başlamanın heyecanı ve mutluluğu içerisinde olduklarını ifade eden Vali Vekili Mercan,
“Milli Eğitim Teşkilatımız, Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar, Türk Milletinin bütün fertlerini; Atatürk ilke ve devrimlerine, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin, milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını ve milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen yurttaşlar olarak yetiştirme görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bundan sonra da değerli öğretmen ve idareci arkadaşlarımın bu kutsal görevi aynı şekilde yerine getireceğinden şüphe duymamaktayız” dedi.
“Ezberci eğitimden, eğitimi sadece okulla, sınıfla ve bahçeyle sınırlayan anlayıştan vazgeçmeliyiz” diyen Vali Vekili Mercan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünyamız sürekli değişmekte ve teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. İnsanların yetenekleri günden güne artmaktadır. Bu niteliklere uygun insanlar yetiştirmek siz geleceğimizin teminatı gençleri yetiştirecek olan eğitimcilere düşen en önemli görevdir. Öncelikle düşünebilen, tahlil edebilen, etkin ve üretken olabilen, kendini geliştiren öğrenciler ve nesiller yetiştirebilmeliyiz. Cumhuriyetimizin ve Türk Milletinin göstereceği ilerleme, gelişme ve kalkınma sizlerin başarısına bağlıdır.”
Geleceğimizin teminatı gençlere seslenen Vali Vekili Mercan,
“Başöğretmen Ulu Önder Atatürk “Ey yükselen yeni nesil, İstikbal sizsiniz” diyerek sizlere olan güvenini ve sizlere düşen sorumluluğu belirtmiştir. Hem kendiniz hem de toplumsal sorumluluklarınız açısından şimdiden çok çalışmalısınız” şeklinde konuştu.
“Eğitim ve öğretim sadece okulla sınırlı bir olay değildir” diyerek velilere de seslenen Vali Vekili Mercan, “Çocuğunuzun gelişimini muhakkak yakından takip ediniz ve öğretmeni ile sık sık görüşünüz. Çocuğunuzun okul dışı çevresine karşı da son derece dikkatli olmalınsınız. Unutmayın ki; çocuğunuzun başarısı sizin ve öğretmenlerimizin ortak çalışması ile mümkün olacaktır” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından sınıfları gezen Vali Vekili Mercan, okula yeni başlayan öğrencilere kitap ve çeşitli hediyeler dağıttı.
SAHTE BANDROLLÜ KİTAP YAKALANDI
Trabzon Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünce yapılan denetimlerde Trabzon'da sahte banrollü kitaplar tespit edildi.

Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Güvenlik Şube Müdürlüğü İl Denetim Komisyonu tarafından Trabzon ilinde bulunan kitapevleri üzerinde yapılan denetimlerde Meydan Uzun Sokak Zafer Çarşısı’nda bulunan bir iş yeri önünde ve aynı iş yeri içerisinde satışa sunulmuş ucuz kitaplar olduğu tespit edilince iş yerinde yapılan incelemede kitaplar üzerindeki bandrollerin gerçek bandrol olmadığı anlaşıldı.
İş yerinde satışa sunulmuş 197 (Yüz doksan yedi) adet kitap bandrol, yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğinden dolayı Emniyet Müdürlüğü ekiplerince incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğüne getirilmiş ve konuyla ilgili adli tahkikat başlatılmıştır. (V.B.)
Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü, Güvenlik Şube Müdürlüğü İl Denetim Komisyonu tarafından Trabzon ilinde bulunan kitapevleri üzerinde yapılan denetimlerde Meydan Uzun Sokak Zafer Çarşısı’nda bulunan bir iş yeri önünde ve aynı iş yeri içerisinde satışa sunulmuş ucuz kitaplar olduğu tespit edilince iş yerinde yapılan incelemede kitaplar üzerindeki bandrollerin gerçek bandrol olmadığı anlaşıldı.
İş yerinde satışa sunulmuş 197 (Yüz doksan yedi) adet kitap bandrol, yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğinden dolayı Emniyet Müdürlüğü ekiplerince incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğüne getirilmiş ve konuyla ilgili adli tahkikat başlatılmıştır. (V.B.)
Vali Kızılcık, İşitme Engellilere Sahip Çıktı
Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık, Trabzon Kamu Yararlı İşitme Engelliler Derneği üyelerini makamında kabul etti.
Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonunun 50. Kuruluş yıldönümü münasebetiyle 20–26 Eylül 2010 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan “3. İşitme Engelliler Kültür ve Sanat Festivali ve 50. Yıl Kutlama Etkinlikleri”ne katılacak olan dernek üyeleri, Vali Kızılcık’tan destek istedi.
Etkinliklerde Trabzon’u halk oyunu, kolbastı, tiyatro ve Michael Jackson Show alanlarında temsil edecek, 15 kişilik ekibe her türlü desteği vereceklerini ifade eden Vali Kızılcık, engelli vatandaşlarımızın hayatta tutunmaları ve kendilerini yetiştirebilmeleri için ellerinden gelen her türlü imkanı kendilerine sağlama çabası içerisinde olduklarını söyledi.
Vali Kızılcık, engelli olmanın asla sosyal hayattan kopma anlamına gelmeyeceğini ifade ederek,
Etkinliklerde Trabzon’u halk oyunu, kolbastı, tiyatro ve Michael Jackson Show alanlarında temsil edecek, 15 kişilik ekibe her türlü desteği vereceklerini ifade eden Vali Kızılcık, engelli vatandaşlarımızın hayatta tutunmaları ve kendilerini yetiştirebilmeleri için ellerinden gelen her türlü imkanı kendilerine sağlama çabası içerisinde olduklarını söyledi.
Vali Kızılcık, engelli olmanın asla sosyal hayattan kopma anlamına gelmeyeceğini ifade ederek,
“Önemli olan arkadaşlarımızın kendilerine güvenmeleri ve sosyal etkinliklere katılmalarıdır. Bu tür etkinlikler engelli vatandaşlarımızın sorunlarına sahip çıkma, onları bir araya getirme ve onların gelişimine çok büyük katkı sağlayacaktır. Bizler yerel yöneticiler olarak kendilerine destek olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Vali Kızılcık, Trabzon Kamu Yararlı İşitme Engelliler Derneğinin, Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonunun 50. Kuruluş yıldönümü etkinliklerinde Trabzon’u en iyi şekilde temsil edeceğine inandığını kaydetti.
Her alanda ve her sorunda Vali Dr. Recep Kızılcık’ın destek ve yardımlarını gördüklerini belirten dernek üyeleri ise, Trabzon’u en iyi şekilde temsil edeceklerini söylediler. (V.B.)
Vali Kızılcık, Trabzon Kamu Yararlı İşitme Engelliler Derneğinin, Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonunun 50. Kuruluş yıldönümü etkinliklerinde Trabzon’u en iyi şekilde temsil edeceğine inandığını kaydetti.
Her alanda ve her sorunda Vali Dr. Recep Kızılcık’ın destek ve yardımlarını gördüklerini belirten dernek üyeleri ise, Trabzon’u en iyi şekilde temsil edeceklerini söylediler. (V.B.)
Kur'an'a saldırıya tepki büyüyor
Amerika’da bir grup papazın Kur'an-ı Kerim'i yakması, Kardeşlik Platformu’nun Taksim'de düzenlediği yürüyüşle protesto edildi. 
Taksim'de toplanan eylemciler, "Kahrolsun Amerika" , "Kur'an'a saygı, inanca özgürlük" , "Kur'an'a uzanan eller kırılsın", "İslam ümmeti kabul etmez zilleti" , "Kafirlerin korkusu, Muhammed'in ordusu" , "Amerika şaşırma, sabrımızı taşırma" , "Üzülme gevşeme Allah bizimle" , "Canımız, kanımız feda olsun Kur'ana" , "Terörist ABD, hesap verecek" , "Kahrolsun, İsrail" , "Müslüman uyuma, Kur'an'a sahip çık" şeklinde slogan attılar, sık sık tekbir getirdiler.

Ağa Camii'nin önünde Kur'an tilavetiyle başlayan eylem, İstiklal caddesindeki yürüyüşle devam etti. Ellerinde Kur'an-ı Kerim ve Amerika karşı dövizler taşıyan eylemde kadın ve çocukların da katılması dikkat çekti.

Şirin: "Kur’an, Hayatımızın Rehberidir."

Eylemin sunuculuğunu yapan Nureddin Şirin:

"İnnalillahi ve innalillahi raciun" diyen Şirin, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu alçakça, şeytanca saldırı, yeryüzündeki tüm Müslümanların en mukaddes değeri olan Kur'an-ı Kerim'e karşı yapılmış olmakla birlikte yıllardır sürdürülmekte olan İslam düşmanlığına bir yenisi daha eklenmiş oldu.
"Biz, o şehitlerin de hörmetini gözeteceğimizi ve inşaallah, Kur'an düşmanlarından hesap sorulacağı gününe ulaşacağımızı ilan ediyoruz" dedi.
Irmak: Kur’an’a En Büyük Saldırı, Onunla Aramızdaki İlişkiyi Zayıf Tutmaktır."
Eylemde söz alan Necmettin Irmak ise ;
"Bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz" ayetine dikkat çekerek "Rabbim, inşaaallah bizleri Kur'an'ı koruyacak olan muttakilerden eyler" dedi.
Irmak, konuşmasına şöyle devam etti:
"Allah'ın kitabı, indiği günden itibaren pek çok saldırıyla karşı karşıya kalmıştır.
Bu saldırılar, sadece Rabbimizin kitabına dönük değil. Rabbimizin daha önceki ümmetlere gönderdiği kitaplara da yapılmış.
Ve bugün saldırıyı yapanların kendilerince sahip çıktıklarını zannettikleri İncil'e de aynı şekilde saldırılar yapılmış. Hz. Musa'ya indirilen Tevrat'a da Hz. Davut'a indirilen Zebur'a da her türlü saldırı yapılmış.
Ellerinde tuttukları İncil'i, tahrif etmişler ve onu kendi keyiflerine kendi heva ve heveslerine uydurmuşlardır.
Aynı sapkınlığı Rabbimizin son kitabı Kur'an'a yapamadıkları için onun kendi şahsına yönelik saldırılarda bulunmaktalar.
Kendilerince bunu, Allah'ın kitabını ayaklar altına aldıklarını zannederek, kendi kitaplarının bereketine indirmeye çalışmışlar. Haddizatında kardeşler, bu tavrı sergileyenlere üzülmekten başka diyeceğimiz bir şey yok. Acıyoruz.
Hakikaten de aşağılık, düşünmeyen, akıl etmeyen, hakikatin peşinde olmayan, açıp da okuyup da ne dediğinin farkında bile olmayan zavallı mahlûklar.
Allah'ın kitabına yapılabilecek saldırının belki de en büyüğü, Allah'ın kitabıyla ilişkileri zayıf tutmak, onu anlamaya çalışmamak ve onunla aramızdaki ilişkiyi, Rabbimizin bizden istediği şekilde gerçekleştirmemek olsa gerek.
Bu zavallı mahlûklar, Allah'ın kitabına karşı bu saldırıyı yapıyorlar. Eyvallah.. Geçmişte de yaptılar. Ataları da aynı şeyi yaptı kardeşler.
Haçlı saldırıları denilen o aşağılık, zavallı saldırıların, sadece Kudüs ya da Filistin'e yönelik olduğunu mu zannediyorsunuz. En başından beri onların bir tek hedefi var.
Allah'ın kullarını sıratı müstakime, hidayete ileten Kur'an ile insanlar arasında bir uçurum bir engel oluşturmak ve insanların Kur'an'a ulaşmasını engellemek.
Bu böyle... Bugünkiler de aynısını yapıyorlar. Irak'a saldırırken Afganistan'ı işgal ederken "haçlı" saldırısı demediler mi? Siz, bu saldırıların arkasında sadece ve sadece bir toprak ya da emperyalist düşünce olduğunu mu zannediyorsunuz?
Hayır! Hayır! Onlar da biliyorlar ki yeryüzünde kurmaya çalıştıkları o iğrenç istikbari düşünceleri, ancak ve ancak bu Kur'an'a tutunulduğu, bu Kur'an'la yaşanıldığı sürüce, bunun emir ve şeriatıyla hayata yön verildiği zaman mümkün olmayacak.
Evet, geçmişteki ataları olduğu gibi şimdi de torunları saldırıyor. Ama biz, iman ettiğimiz Kur'an'daki "Onu biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz" ayetinin kıyamete kadar geçerli olduğunu da biliyoruz.
Rabbimiz vaadinden asla caymaz. Gün gelecek, Rabbimizin bu ayetlerinin bu Kur'an'ın ahkamının bütün yeryüzünde hâkim olduğunu göreceğiz.
Zaten Allah'ın bizden istediği de budur kardeşler. Din sadece Allah'ın oluncaya, yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar onlarla mücadele bilinci içerisinde olduğumuzu ilan ediyoruz.
Onlar yapacaklarını yapıyorlar. Ama ben, bize ait iki hususu hatırlatmak istiyorum. Allah'ın kitabına sahip çıkmak, onun destekçisi ve muhafızı olmak sadece ve sadece ona yönelik saldırıları protesto etmekle olmaz. Bunu biliyorsunuz.
Allah'ın kitabının yanında olmanın tek yolu, onunla aranızdaki ilişkiyi düzeltmektir. Onu her gün başucu, başvuru kaynağı olarak elinize almak, onunla aranızdaki mesafeleri kaldırmak, onun içerisinde ne olup bittiğinin farkına varmak.
Bugün saldırıların esas sebebi budur. Bizim, Allah'ın kitabıyla aramızdaki ilişkideki zayıflıktır. Biz, Müslümanların Rabbimizin kitabına ittiba etmekteki zayıflığımızdır. Allah der ki "Ey iman edenler! Sakın ve sakın ola ki Allah'ın resulünün önüne geçmeyin."
“Bu ne demektir kardeşler? Allah'ın kitabını bırakıp, kendi heva ve heveslerinize, kendi çıkar ve menfaatlerimize göre hareket etmek, kendi mantığımızla oluşturduğumuz bir hayat tarzını vazgeçilmez kılmak ve sonra da dönüp Kur'an'a bakmamaktır.
Efendimizin (S.A.V.) mahşer günündeki şikâyetini hatırlıyorsunuz değil mi? "Ya rab işte bu ümmet bu Kur'an'ı terkedilmiş bıraktı". İstediğiniz kadar bağrınıza basın, istediğiniz kadar başınızın üstünde tutun, evlerinizin en üst yerlerini Kur'an'a ayırın, eğer Kur'an'a göre bir yaşam için uğraşmıyorsanız, kafalarınızı ve kalplerinizi Allah'ın kitabıyla şekillendirmiyorsanız Resulullah'ın şikâyetinden nereye kaçacağız kardeşler?
Ne zaman Kur'an'ı terkedilmiş bırakmaz isek ne zaman yaşantıyla düşünceyle eylemle Kur'an'ın ahkamını hayatımıza hakim kılarsak ve Kur'an'ın içerisinde ne var ne yok diye biraz uğraşır didinir, çabalarsak kardeşler, bu saldırıların hiçbir kadri kıymeti kalmayacak. Değil mi ki biz, izzet ve şerefimizi kitaptan aldık. Hiçbir düşmanın bize yapabileceği bir şey yok. Uyanık olmak gerekiyor kardeşler.
Son olarak Rabbimiz kitabında der ki kardeşler "Bu Kitab, en sağlam olana götürür." Dosdoğru yola bu Kur'an bu kitap ulaştırır. Allah'ın kitabıyla aranızdaki ilişkiyi düzeltin, engelleri kaldırın. Allah'ın gönderdiği kitaba kulak verin. Onun öğretilerinden vazgeçmeyin. Onun öğrenmenin, kurtuluşa ermenin bir tek yolu, Allah'ın kitabıyla aranızdaki ilişkiyi düzeltmektedir.”
Amerikan bayraklarının da yakıldığı eylem, okunan basın açıklaması ve duanın ardından olaysız bir şekilde sona erdi. 
Çılgın Girişime İslam Dünyasından Tepki Yağmıştı
Bilindiği üzere rahip Terry Jones ABD'nin Florida eyaletinin Gainesville kentinde 11 Eylül'de Kur'an-ı Kerim'i yakacağını açıklamış ve sonrasında bu çılgın girişiminden geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Fakat ABD'li rahibin skandal planından esinlenen Derek Fenton ise 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Kur'an ı Kerim sayfalarını yakmıştı. Amerika’nın yanı sıra Kudüs’te de bir grup Yahudi, Kur’an’ı Kerim’i parçalayarak, çiğnemişti.
Amerika ve Kudüs’teki Kur’an-ı Kerim’i hedef alan bu tür saldırılara karşı İslam dünyasının farklı bölgelerinde protesto gösterileri düzenlenmişti.
Pakistan, Afganistan, Filistin, Irak, İran, Keşmir ve diğer İslam beldelerinde sokaklara dökülen binlerce Müslüman, ellerinde Kur’an-ı Kerim’lerle Amerika’yı kınamıştı.
Halkların meydanlara inmesine ilave olarak, İslam dünyasındaki lider, alim ve aydınlar, Kur’an-ı Kerim’i yakma girişimini, bir kaç kişinin işi olmayıp, batının İslam’a karşı sürdürdüğü komplo ve saldırılarının bir parçası olduğunu savunmuştu.
ABD Başkanı Barack Obama’ya çağrıda bulunan aydınlar “Eğer sen bu suçtan beriysen, sorumluları, Kur’an-ı Kerim’i yakanları cezalandır” mesajını iletmişti.
(Haber ve Fotoğraflar: www.timeturk.com - Pazar 19.09.2010 - 21:31)

Taksim'de toplanan eylemciler, "Kahrolsun Amerika" , "Kur'an'a saygı, inanca özgürlük" , "Kur'an'a uzanan eller kırılsın", "İslam ümmeti kabul etmez zilleti" , "Kafirlerin korkusu, Muhammed'in ordusu" , "Amerika şaşırma, sabrımızı taşırma" , "Üzülme gevşeme Allah bizimle" , "Canımız, kanımız feda olsun Kur'ana" , "Terörist ABD, hesap verecek" , "Kahrolsun, İsrail" , "Müslüman uyuma, Kur'an'a sahip çık" şeklinde slogan attılar, sık sık tekbir getirdiler.

Ağa Camii'nin önünde Kur'an tilavetiyle başlayan eylem, İstiklal caddesindeki yürüyüşle devam etti. Ellerinde Kur'an-ı Kerim ve Amerika karşı dövizler taşıyan eylemde kadın ve çocukların da katılması dikkat çekti.

Şirin: "Kur’an, Hayatımızın Rehberidir."

Eylemin sunuculuğunu yapan Nureddin Şirin:

"Amerika'da Jones adlı Siyonist güdümlü bir papaz, 11 Eylül Kur'an yakma günü adı altında şeytanca bir planı gündeme getirmiş. Daha sonra geri adım atarak bu planı gerçekleştirmeyi askıya aldığını söylemiş olsa da ne yazık ki 11 Eylül günü yine Newyork'ta başka bir azılı İslam düşmanı Amerikalı, eline aldığı Kur'an-ı Kerim'in sayfalarını yıkarak teker teker ateşe vermiştir" dedi.
Olayın Müslümanlar açısından çok büyük acı bir olay olduğunun göstergesi olarak :
Olayın Müslümanlar açısından çok büyük acı bir olay olduğunun göstergesi olarak :
"İnnalillahi ve innalillahi raciun" diyen Şirin, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu alçakça, şeytanca saldırı, yeryüzündeki tüm Müslümanların en mukaddes değeri olan Kur'an-ı Kerim'e karşı yapılmış olmakla birlikte yıllardır sürdürülmekte olan İslam düşmanlığına bir yenisi daha eklenmiş oldu.
İşte bizler, Türkiyeli Müslümanlar olarak diğer şehir ve ilçelerde düzenlenen protesto gösterilerinin devamında, kardeşlik platformu olarak bu alçakça girişimi telin etmek, Kur'an'a olan bağlılık ve sadakatimizi göstermek, Kur'an'ın hayatımızın rehberi olduğunu haykırmak ve inşaallah Kur'an'ın gölgesinde özgür bir dünya idealimizi ve hedefimizi bir kez daha tekid etmek üzere burada toplandık"
Keşmir'de düzenlenen Kur'an protestolarında 20'den fazla Müslümanın şehid olduğunu hatırlatan Şirin;
Keşmir'de düzenlenen Kur'an protestolarında 20'den fazla Müslümanın şehid olduğunu hatırlatan Şirin;
"Biz, o şehitlerin de hörmetini gözeteceğimizi ve inşaallah, Kur'an düşmanlarından hesap sorulacağı gününe ulaşacağımızı ilan ediyoruz" dedi.
Irmak: Kur’an’a En Büyük Saldırı, Onunla Aramızdaki İlişkiyi Zayıf Tutmaktır."
Eylemde söz alan Necmettin Irmak ise ;
"Bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz" ayetine dikkat çekerek "Rabbim, inşaaallah bizleri Kur'an'ı koruyacak olan muttakilerden eyler" dedi.
Irmak, konuşmasına şöyle devam etti:
"Allah'ın kitabı, indiği günden itibaren pek çok saldırıyla karşı karşıya kalmıştır.
Bu saldırılar, sadece Rabbimizin kitabına dönük değil. Rabbimizin daha önceki ümmetlere gönderdiği kitaplara da yapılmış.
Ve bugün saldırıyı yapanların kendilerince sahip çıktıklarını zannettikleri İncil'e de aynı şekilde saldırılar yapılmış. Hz. Musa'ya indirilen Tevrat'a da Hz. Davut'a indirilen Zebur'a da her türlü saldırı yapılmış.
Ellerinde tuttukları İncil'i, tahrif etmişler ve onu kendi keyiflerine kendi heva ve heveslerine uydurmuşlardır.
Aynı sapkınlığı Rabbimizin son kitabı Kur'an'a yapamadıkları için onun kendi şahsına yönelik saldırılarda bulunmaktalar.
Kendilerince bunu, Allah'ın kitabını ayaklar altına aldıklarını zannederek, kendi kitaplarının bereketine indirmeye çalışmışlar. Haddizatında kardeşler, bu tavrı sergileyenlere üzülmekten başka diyeceğimiz bir şey yok. Acıyoruz.
Hakikaten de aşağılık, düşünmeyen, akıl etmeyen, hakikatin peşinde olmayan, açıp da okuyup da ne dediğinin farkında bile olmayan zavallı mahlûklar.
Allah'ın kitabına yapılabilecek saldırının belki de en büyüğü, Allah'ın kitabıyla ilişkileri zayıf tutmak, onu anlamaya çalışmamak ve onunla aramızdaki ilişkiyi, Rabbimizin bizden istediği şekilde gerçekleştirmemek olsa gerek.
Bu zavallı mahlûklar, Allah'ın kitabına karşı bu saldırıyı yapıyorlar. Eyvallah.. Geçmişte de yaptılar. Ataları da aynı şeyi yaptı kardeşler.
Haçlı saldırıları denilen o aşağılık, zavallı saldırıların, sadece Kudüs ya da Filistin'e yönelik olduğunu mu zannediyorsunuz. En başından beri onların bir tek hedefi var.
Allah'ın kullarını sıratı müstakime, hidayete ileten Kur'an ile insanlar arasında bir uçurum bir engel oluşturmak ve insanların Kur'an'a ulaşmasını engellemek.
Bu böyle... Bugünkiler de aynısını yapıyorlar. Irak'a saldırırken Afganistan'ı işgal ederken "haçlı" saldırısı demediler mi? Siz, bu saldırıların arkasında sadece ve sadece bir toprak ya da emperyalist düşünce olduğunu mu zannediyorsunuz?
Hayır! Hayır! Onlar da biliyorlar ki yeryüzünde kurmaya çalıştıkları o iğrenç istikbari düşünceleri, ancak ve ancak bu Kur'an'a tutunulduğu, bu Kur'an'la yaşanıldığı sürüce, bunun emir ve şeriatıyla hayata yön verildiği zaman mümkün olmayacak.
Evet, geçmişteki ataları olduğu gibi şimdi de torunları saldırıyor. Ama biz, iman ettiğimiz Kur'an'daki "Onu biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz" ayetinin kıyamete kadar geçerli olduğunu da biliyoruz.
Rabbimiz vaadinden asla caymaz. Gün gelecek, Rabbimizin bu ayetlerinin bu Kur'an'ın ahkamının bütün yeryüzünde hâkim olduğunu göreceğiz.
Zaten Allah'ın bizden istediği de budur kardeşler. Din sadece Allah'ın oluncaya, yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar onlarla mücadele bilinci içerisinde olduğumuzu ilan ediyoruz.
Onlar yapacaklarını yapıyorlar. Ama ben, bize ait iki hususu hatırlatmak istiyorum. Allah'ın kitabına sahip çıkmak, onun destekçisi ve muhafızı olmak sadece ve sadece ona yönelik saldırıları protesto etmekle olmaz. Bunu biliyorsunuz.
Allah'ın kitabının yanında olmanın tek yolu, onunla aranızdaki ilişkiyi düzeltmektir. Onu her gün başucu, başvuru kaynağı olarak elinize almak, onunla aranızdaki mesafeleri kaldırmak, onun içerisinde ne olup bittiğinin farkına varmak.
Bugün saldırıların esas sebebi budur. Bizim, Allah'ın kitabıyla aramızdaki ilişkideki zayıflıktır. Biz, Müslümanların Rabbimizin kitabına ittiba etmekteki zayıflığımızdır. Allah der ki "Ey iman edenler! Sakın ve sakın ola ki Allah'ın resulünün önüne geçmeyin."
“Bu ne demektir kardeşler? Allah'ın kitabını bırakıp, kendi heva ve heveslerinize, kendi çıkar ve menfaatlerimize göre hareket etmek, kendi mantığımızla oluşturduğumuz bir hayat tarzını vazgeçilmez kılmak ve sonra da dönüp Kur'an'a bakmamaktır.
Efendimizin (S.A.V.) mahşer günündeki şikâyetini hatırlıyorsunuz değil mi? "Ya rab işte bu ümmet bu Kur'an'ı terkedilmiş bıraktı". İstediğiniz kadar bağrınıza basın, istediğiniz kadar başınızın üstünde tutun, evlerinizin en üst yerlerini Kur'an'a ayırın, eğer Kur'an'a göre bir yaşam için uğraşmıyorsanız, kafalarınızı ve kalplerinizi Allah'ın kitabıyla şekillendirmiyorsanız Resulullah'ın şikâyetinden nereye kaçacağız kardeşler?
Ne zaman Kur'an'ı terkedilmiş bırakmaz isek ne zaman yaşantıyla düşünceyle eylemle Kur'an'ın ahkamını hayatımıza hakim kılarsak ve Kur'an'ın içerisinde ne var ne yok diye biraz uğraşır didinir, çabalarsak kardeşler, bu saldırıların hiçbir kadri kıymeti kalmayacak. Değil mi ki biz, izzet ve şerefimizi kitaptan aldık. Hiçbir düşmanın bize yapabileceği bir şey yok. Uyanık olmak gerekiyor kardeşler.
Son olarak Rabbimiz kitabında der ki kardeşler "Bu Kitab, en sağlam olana götürür." Dosdoğru yola bu Kur'an bu kitap ulaştırır. Allah'ın kitabıyla aranızdaki ilişkiyi düzeltin, engelleri kaldırın. Allah'ın gönderdiği kitaba kulak verin. Onun öğretilerinden vazgeçmeyin. Onun öğrenmenin, kurtuluşa ermenin bir tek yolu, Allah'ın kitabıyla aranızdaki ilişkiyi düzeltmektedir.”
Amerikan bayraklarının da yakıldığı eylem, okunan basın açıklaması ve duanın ardından olaysız bir şekilde sona erdi.

Çılgın Girişime İslam Dünyasından Tepki Yağmıştı
Bilindiği üzere rahip Terry Jones ABD'nin Florida eyaletinin Gainesville kentinde 11 Eylül'de Kur'an-ı Kerim'i yakacağını açıklamış ve sonrasında bu çılgın girişiminden geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Fakat ABD'li rahibin skandal planından esinlenen Derek Fenton ise 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Kur'an ı Kerim sayfalarını yakmıştı. Amerika’nın yanı sıra Kudüs’te de bir grup Yahudi, Kur’an’ı Kerim’i parçalayarak, çiğnemişti.
Amerika ve Kudüs’teki Kur’an-ı Kerim’i hedef alan bu tür saldırılara karşı İslam dünyasının farklı bölgelerinde protesto gösterileri düzenlenmişti.
Pakistan, Afganistan, Filistin, Irak, İran, Keşmir ve diğer İslam beldelerinde sokaklara dökülen binlerce Müslüman, ellerinde Kur’an-ı Kerim’lerle Amerika’yı kınamıştı.
Halkların meydanlara inmesine ilave olarak, İslam dünyasındaki lider, alim ve aydınlar, Kur’an-ı Kerim’i yakma girişimini, bir kaç kişinin işi olmayıp, batının İslam’a karşı sürdürdüğü komplo ve saldırılarının bir parçası olduğunu savunmuştu.
ABD Başkanı Barack Obama’ya çağrıda bulunan aydınlar “Eğer sen bu suçtan beriysen, sorumluları, Kur’an-ı Kerim’i yakanları cezalandır” mesajını iletmişti.
(Haber ve Fotoğraflar: www.timeturk.com - Pazar 19.09.2010 - 21:31)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



